Osmanlı Torunları

Osmanlı Torunları
Fethin Müjdesi:

-- İstanbul'un Fethine geçmeden önce, 1408 sene önce zuhur eden ilahi Mu'cize ve Müjdeyi inceleyelim. Ondan sonra Fethi anlatmaya çalışalım. Peygamber Efendimiz Hadis-i Şeriflerinde; “Konstantiniyye(İstanbul) elbet Feth olunacaktır. Onu Feth eden Kumandan ne güzel Kumandan, Feth eden Asker, ne güzel Askerdir” buyurmuşlardır.

--Kur'an-ı Kerim'de, Sebe Süresi'nin 15. Ayetinde geçen; “Allah tarafından koruma altına alınan güzel bir belde vardır.” Bu Ayette geçen “Tayyib” çok güzel, “Belde” yaşanılan yer. “Beldetün Tayyibetün”de ise; Yaşanılan çok güzel bir belde(yer) ye işaret ediliyor.

--Molla CAMİİ Hazretleri (İslam Aleminin büyük Alimlerinden) , bu Ayet-i Kerime'yi incelemiş ve “Beldetün Tayyibetün” cümlesinin harflerinin “Ebced ” Heasbına göre toplam, 857(hicri) , Miladi 1453 yılını gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Bu Ayet-i Kerime'de Fethin Mu'cizesi gizlidir. Ancak Kalp Gözü açık olan Din Alimleri bu sırrı çözebilmiş. Biz müjdelerin kısa olanına alışmışız ve hemen olmasını isteriz. Ancak Fethin Müjdesi yaklaşık 857 yıl sonra gerçekleşmiştir.

# Posté le jeudi 29 mai 2008 08:55

Sosyal Bozulma Günümüz insanlarının karşı karşıya olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan sosyal yapılardaki bozulmadır

Sosyal Bozulma Günümüz insanlarının karşı karşıya olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan sosyal yapılardaki bozulmadır
Günümüz insanlarının karşı karşıya olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan sosyal yapılardaki bozulmadır. Toplumsal çöküş değişik şekillerde kendini göstermektedir. Dağılmış aileler, boşanmalardaki artış ve gayrimeşru çocuklar aile kurumundaki tahribatın doğal sonucudur. Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, endişe ve kaos pek çok insanın hayatını adeta bir kabusa dönüştürmektedir. Manevi boşluk içindeki insanlar bunalımlarına çare ararken alkol ve uyuşturucu bataklığına düşmekte veya karanlık yollara girmektedir. Çözüm yolu kalmadığını düşünen bazıları da intiharı bir kurtuluş zannetmektedirler.

Ahir zaman olarak adlandırılan dönem, toplumsal yozlaşmanın en ileri boyutlara ulaştığı dönemdir. Toplumun temelini oluşturan sosyal yapılarda büyük bir bozulma gözlenmektedir. Peygamberimizin hadislerinde bugün yaşanan toplumsal çöküşle ilgili çok açık işaretler yer almaktadır.

Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır. Suç oranlarındaki artış konunun uzmanlarını dahi hayrete düşüren boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri içermektedir:
Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir.
Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.

Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.
Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi de ekonomik problemler ile ilgilidir.
Gazetelerde yer alan ve toplumdaki ahlaksızlıkların dolayısıyla kötü insanların sayısının arttığını kanıtlayan bu gibi haberler Ahir Zaman'ın da habercisidirler.

Son yıllarda yasadışı uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak da çeşitlenmiştir.23
Aslında söz konusu olaylarda şaşılacak bir durum yoktur. Böyle bir sosyolojik gelişmenin nedenleri Kuran'daki geçmiş toplumların kıssalarında açıkça anlatılmaktadır. Sosyal dejenerasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan her türlü sorun insanların Allah'ı ve yaratılış amaçlarını unutmalarının, hak dinden ve manevi değerlerden uzaklaşmalarının kaçınılmaz bir sonucudur.
Toplumsal bozulmanın unsurları aynı zamanda Peygamberimizin on dört yüzyıl önce haber verdiği, günümüzde de eksiksiz olarak ortaya çıkan gelişmelerdir. Hz. Muhammed'in "insanların ihtilaf ve içtimai (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları zaman" (Ramuz-El Ehadis, 7/7) olarak tanımladığı Ahir Zaman'ın ilk devresi ile ilgili hadisler şöyledir:

Hadislerden anlaşılmaktadır ki, toplumda kötü insanların çoğalması, güvenilir kabul edilen bazı insanların gerçekte yalancı, yalancı olarak tanınan bazılarının da gerçekte güvenilir kişiler olması Ahir Zaman'ın bir özelliğidir:
İnsanlar üzerine aldatıcı seneler gelecek. O senelerde... haine itimat edilecek, doğru kişi hain sayılacak.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 476
Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması... kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 92
Dünyada alçak oğlu alçak kimseler insanların en mutlusu oluncaya kadar kıyamet kopmayacaktır.
Tirmizi, Fiten, 37
Dinimizin kurallarına ve kanunlara uygun elde edilmiş kazanç ile güvenilir insanların az bulunacağı hadiste şöyle belirtilmiştir:

Ahir Zaman'da ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para ve kendisine güvenilir arkadaştır.
Suyuti, Camiü's-Sagir, 2/71

Gerçek şahitliğin gizlenmesi, yalancı şahitliğin ve iftiranın ise yaygınlaşması bir alamettir:
Kıyametten hemen önce... yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka şahitlik ise gizlenir.

Ramuz-El Ehadis, 1/121
İftiranın yaygınlaşması kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 450
Toplumdaki tek üstünlük kriterinin zenginlik olması, saygının kişinin zenginliğine endeksli olmasının bir kıyamet alameti olduğu şöyle bildirilmiştir:
Zengine itibar edilip kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında ve ona selam verdiklerinde... kıyamet yaklaşmış demektir.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480-481
İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerin bozulmasının da bir işaret olduğu hadislerdeki tasvirlerden anlaşılmaktadır:
Selam halka değil de özel insanlara verilinceye... kadar kıyamet kopmaz.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 470
Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi... kıyamet alametlerindendir.

Ramuz-El Ehadis, 121/4
Sorumluluğun işin ehli olmayanlara verilmesinin sonuçları da aşağıdaki hadiste şöyle vurgulanmaktadır:
İş ehil olmayana verilince, artık kıyameti bekle!

Zebidi, Tecridi Sarih, 12/201
Ahir Zaman'ın en önemli özelliklerinden biri de insanlar arasında sevgi ve saygının kalmamasıdır. Sokakta yere yığılmış hasta bir kişiye kimsenin yardım etmemesi günümüzde sık rastlanılabilen bir durumdur.

Aile, akraba ve komşuluk ilişkilerinin bozulması, fertler arasındaki sosyal ve manevi değerlerin kaybolması bu dönemin başka bir özelliğidir:
Kişinin annesine isyan etmesi, babasına sıkıntı vermesi...

Tirmizi, Fiten, 38
Kıyametten hemen önce... akraba ile ilişkiler kesilir.

Ramuz-El Ehadis, 448/7
Komşular arasında geçimsizliğin yaygın hale gelmesi kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 86
Son dönemdeki ahlaki çöküşü belgeleyen küpürler.
Gençlerin sinirli olmaları, çocuklar ile yetişkin insanlar arasındaki sevgi ve saygı ilişkilerinin bozulması hadislerde şöyle anlatılmıştır:
Büyükler küçüklere merhamet etmediklerinde, küçükler de büyüklerine saygı göstermediklerinde... çocuk öfkeli olduğunda... kıyamet yaklaşmış olacaktır.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480
Hadisler göstermektedir ki, aile kurumundaki bozulmaya bağlı olarak boşanmaların ve evlilik dışı çocukların çoğalması Ahir Zaman toplumlarının bir niteliğidir.
Aile yapısındaki bozulma, insanlar arasındaki iletişimsizlik, ilişkilerin sevgi ve saygıya değil de çıkara ayarlı olması, yalnız insanların artması gibi sorunlar Ahir Zaman toplumlarının ortak özelliklerindendir. Hadislerde haber verilen bu bozulmalar kıyametin yaklaştığının anlaşılması ve Allah'a yönelip dönülmesi için birer ibret vesilesidir.
Boşanmaların çoğalması... kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
Kıyamet yaklaşınca... gayri meşru çocuklar çoğalır.

Ramuz-El Ehadis, 33/7
Materyalist felsefe ve dünya görüşlerinin etkisiyle insanların ahireti unutmaları, dünyaya büyük bir hırsla bağlanmaları kıyamet öncesindeki dönemin bir vasfıdır:
İnsanlarda cimrilik ve hırs artacak.

Müslim, İmare, 176; İbni Mace, Fiten, 24
Kıyamet yaklaştı. Halbuki insanlar dünyaya karşı ancak hırslarını arttırıyorlar, Allah'tan da uzaklaşıyorlar.

Suyuti, Camiü's-Sagir, 2/57
Birbirlerine kaba sövgü ve küfürlerle hitap eden insanların durumu hadiste şöyle ifade edilmiştir:
Son zamanlarda türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları lanetleşmeden ibaret olan sarhoş ve asi bir nesil (ortaya çıkmadıkça)...

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 54
Bu dönemin başka bir özelliği de dedikodu ve alayın büyük rağbet görmesidir:
Dedikoducuların, gıybetçilerin ve alaycıların artması kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 93
Dalkavukların toplum içinde itibar görmeleri de şöyle haber verilmiştir:
Kıyamet yaklaşınca... o devrin en itibarlıları yaltaklık ve dalkavukluk yapanlardır.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 97
Sığırların dilleriyle yalayarak yediği gibi, dilleriyle geçimlerini temin eden birtakım insanlar ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmaz.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 101
Bazı dedikodu dergileriAhir Zaman'da sık karşılaşılan bir durum da ticaret hayatında sahtekarlığın ve rüşvetin olağan hale gelmesidir:
Kıyamet yaklaşınca... ölçü ve tartılarda hile yapılır.

Ramuz-El Ehadis, 33/7
Rüşvetlerin alınması... kıyamet alametlerindendir.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454

Peygamberimiz Ahir Zaman'da cinayetlerin artışını şöyle bildirmiştir:
Cinayetler artmadıkça... kıyamet kopmaz.
Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 468

# Posté le dimanche 26 août 2007 11:52

Modifié le dimanche 26 août 2007 23:11

Nikahın Hikmeti

Nikahın Hikmeti
Nikahın Hikmeti
Dünyanın Allahü Teale'nın takdir ettiği vakte kadar insan neslinin devamına bağlıdır.Neslin bir intixam ve dairesinde devmi ise ancak nikah ile temin edilebilir.
Gayr-i meşru mukarenetler(birleşne)ler,insanların birbirine zulmetmelerine ,kanların dökülmesine,neseblerin kaybolmasına,beşeriyetin manevi helakına sebeb olur,birçok şahsı ve ictinai fesatlıklar.Bunlar şu şekilde hülasa edilir.
Nesebin bozulması ve yozlaşmasına sebep olur.Gar-i meşru bir çocuk,şefkatlı bir ana ve babanın himayesinden,terviyesinden mahrum bulunur.Bunun neticesinde çocuklar zayi nesiller munkati(kesilmiş)olur.
Böyle kadınlar birer erkeğe ait olamaz.Bu durumda anlaşmazlıklar çıkar,güçlü ve kuvvetli olanlar,istedikleri kadınları elde ederler.Bunun neticesinde insanlık umumi bir karışıklık içinde kalır.
Bir kadın bir erkeğe ait olmadğı zaman insanlar ,hayvanların seviyesine düşmüş olurlar.
Böyle kadınlar her selim tabiatlı insan,çirkin görür,böyle kadınlar ile aile teşkil etmek istenmez ve kadının hayatı mahvolur.
Gayr-i meşru münasebetler,kadınlar ve erkekler için bir felakettir.Kadınlar erkeklerin nefislerinitatmin için yaratılmış değildir.Bu latif cinsin kendine has birtakım vazifeleri ve hakları vardır.Bu vazifeler ve haklar ancak meşru'surettr birer aile teşkil etmeleri ile vucuda gelir.
Kadınlar ile erkekler arasında nikahtab başka bir yol cinsi yajınlaşma ,kadın ve erkeği aşağılar,bir takın hastalıkların zuhuruna yol açar.Halbuli Allahü Teala'nın meşru kıldığı yollar ,bu gibi ictimai afetlererin zuhuruna mani olmak insanietin değerini yükseltmek içindir.
Hasılı nikah;sünnet-i nebeviyedir.Bir kadın lanikahlanıldığında yaratılış olarak zayıf olan kadınlar koruma altına alınmış olur.Aileler arasındaki yakınlık meydana getirerek yardınlaşmayı artırır,neticede ahlakı, terbiyeli neslin yetişmesine ,güzel uffet ve muaşete,vatana daha ziyade bağlılığa vesile olur.

# Posté le dimanche 24 juin 2007 23:22

Modifié le lundi 25 juin 2007 04:19

“Resulüm! Mümin kadınlara söyle gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnadır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur:31)

“Resulüm! Mümin kadınlara söyle gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnadır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur:31)
“Resulüm! Mümin kadınlara söyle gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnadır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur:31)

"Zina eden erkek, zina eden veya müşrik kadından başkasıyla evlenmez; zina eden kadın da zina eden veya müşrik erkekten başkasıyla evlenmez. Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kılınmıştır." (24 NUR, 3)

"Mü'min erkek ve kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder kötülükten menederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah güçlüdür, hakimdir. "(9 TEVBE, 71)

Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, kadınlar üzerinde(ki hakları), bir derece daha fazladır. Allah azizdir, hakimdir." (2 BAKARA,, 228)

"Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve (erkeklerin) malllarından harca(yıp kadınların geçimini sağla)dıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler..." (4 NİSA, 34)

Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.

# Posté le vendredi 18 mai 2007 04:45

Modifié le jeudi 07 juin 2007 10:05

"Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emri ile helal kıldınız .Sizin kadınlar üzerinde hakkınız ,kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır .(HZ . MUHAMMET (S.A.V.)

"Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emri ile helal kıldınız .Sizin kadınlar üzerinde hakkınız ,kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır .(HZ . MUHAMMET (S.A.V.)
İslam'da kadının konumuyla ilgili olarak çağımızda en çok tartışılan konu, kadının örtünme meselesidir.
Kur'an'da :
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."(Ahzab: 59)
,
"Mümin kadınlara da söyle:
Gözlerini korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüzkadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."
(Nur: 31)

Gerek bu ve gerek benzeri ayetler ifade tarz ve üslubu gerekse Hz.Peygamber zamanında uygulamalar, kadınların örtünmesinin, tavsiye kabilinden veya örf-adete veya sosyalkültürel şartlara bağlı ahlaki çerçevede bir hüküm olmaktan öte dini ve bağlayıcı bir hüküm olduğunu göstermektedir. Çağımıza kadar bütün İslam bilginlerinin anlayışı ve asırlar boyu İslam ümmetinin uygulaması da bu yönde olmuştur.

Örtünme konusunda kadınlara ağır bir sorumluluk yüklendiği ortadadır. Bu kadını koruma, yüceltme ve ona toplumda saygın bir yer kazandırma çabasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Utanma ve örtünme, canlılar içinde sadece insana has bir özelliktir.

İslam bilginlerinde ortak görüş, kadınların el, yüz ve ayak hariç örtünmeleri gerektiği üzerinde ağırlık kazanmıştır. Ancak örtünmenin renk, üslup ve şeklinin toplumların gelenek, zevk ve imkanları ile bağlantılı olacağı, bu sebeple de bölge ve devirlere göre farklılık gösterebileceği açıktır.

Cahiliyet devrinde Arap kadınlarının iki adeti vardı :

Başörtülerini başlarına örtüp iki omuzları arasında arkaya doğru sarkıtarak boyunlarını tamamen, göğüslerininde bir kısmını açık bırakırlardı.
Süslendikten sonra evlerinden çıkıp yabancı ereklerle karışık gezip otururlardı.


İslam'dan sonra, Medine'de hicab ayeti gelene kadar bu iki adet devam etti. Hz.Aişe hicab ayet-i geldikten sonra müslüman hanımların durumunu şöyle anlatır:

"Vallahi ben Allah'ın kitabını tasdik, Onun indirdiğine iman açısından ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur suresinin örtünme ayeti gelince erkekleri kendilerine varıp Allah'ın indirdiği ayetleri okumaya başladılar. Hanımların hepisi Allah'ın emrine uyarak yünden ve pamuktan yapılmış örtülerine büründüler, Resulullah'ın arkasında sabah namazı kılmaya geldiler."

Hicab ve tesettür ayetleri geldikten sonra iki çeşit tesettür farz kılındı.

Erginlik çağına girdiği andan itibaren her kadının bütün vücudunu örtmesi, mahremlerin dışında hiç kimseye göstermemesi
Meşru bir ihtiyaç olmadıkça evlerinden dışarı çıkıp namahrem erkeklerle karışık dolaşıp oturmak
Bu konuda haremlik-selamlık müessesini İslam getirmiştir

# Posté le mercredi 16 mai 2007 11:23

Modifié le mercredi 16 mai 2007 13:56